“ Giden dönmek ister bırak dönsün, ne kaybetmiş bir daha görsün.”
“Kimseyi değiştiremezsin hayatta ve kimse için de değişmemelisin... Kimliğini kaybettiğin an yaşamını çöpe attın demektir. Bırak hayatına eşlik etmek isteyenler gelsin seninle, ne sen kimse için mecburi istikametsin, ne de bir başkası senin için... Yanındaki seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında!”
Hayata teslim yaşıyoruz. Yok, öyle planlarlar programlar, yok öyle olmazsa olmazlar, yok öyle illa da dediğim dedik laflar. Ertesi güne açabilecek misin gözünü yada başını huzurla koyabilecek misin yastığına gece olunca bunu düşünmek lazım.
Savunmasız yanlarımızla teslimiz hayat. Birileri kin güdüyor, birileri hasret çeke çeke ölüyor, birileri verdiği sözden caymamak uğruna sevgisiz yaşıyor.
Kaç günlüksün bu hayatta daha kaç günlük senedin var yarına. Gereksiz savaşlar, gereksiz dargınlıklar ve boyundan büyük ağızdan çıkan laflar. Ne kazandırdı ki bu hayatta bu saçmalıklar?
Onun parası çokmuş, diğerinin mekânı yokmuş, ötekilerinin açlıktan nefesi kokarken dişlerini kürdanla karıştırıyor. Tok karnını gerilmiş davul derisi gibi sergileyenler, açız biz diye timsah gözyaşı döküyor.
Sanıyor ki herkes kandırmayı başarıyor etrafındakileri, oysa yalanlar içinde kendi kurduğu oyunun başrolünde kendine tanıdık ama herkese yabancı roller kesiyor. Hayat ona kahkahalarla gülüyor oysa o başarılıyım zannedip kendini avutuyor. Hayat komikliğine değil basitliğine gülüyor ama o başardım sanıp kendi kendini alkışlıyor.
Ne olacağımızı bilmediğimiz muallâk bir düzenin mecburi katılımcılarıyız aynı mekânlarda tesadüfen boy gösteren. Bu sahne hepimize yabancı, bizde gitmek üzere gelenlerin devamıyız. Kaptırıp kendimizi rüyalarımıza, sonsuza kadar burada olacağımıza kendimizi inandırmanın ne anlamı var ki?
Kopyala yapıştır hayatlarımız var farkında olmadan sürdürmeye çalıştığımız. Bizden öncekilerde bizimkilerden farklı şeyler yaşamadılar. Onlarda bizler gibi hiç ölmeyeceklerini zannedip tadına varamadıkları yıllarını ardında bırakıp yok oldular.
Şimdi oturmuş herkes ahkâm kesiyor ve sanıyor ki her şeyin en iyisini o biliyor. Bildiklerin en iyisi ise önce senin farkını ortaya koymalı ve herkes bu farkı görünce sizi kaile alıp söylediklerinize kulak kabartmalı. Her şeyi biliyorsunuz da işte bunu nasıl fark edemiyorsunuz.
“Kimse pahalıdan satmasın kendini, Biz biliriz herkesin indirimli günlerini... Gidene üzülme başkasına gidiyordur, gelene sevinme başkasından geliyordur… Biz üç kişiyiz; Ben, keyfim ve kâhyası... Beni tanıyan bilir, bilen anlar, anlayan susar, anlamayan uzar... Ayık ol panik yapma rahat ol bak dalgana... Üç günlük dünya ne sana kalır ne bana! Giden dönmek ister bırak dönsün, ne kaybetmiş bir daha görsün.”
Haftaya farklı bir konuyla görüşmek üzere...
Ufuk SELENE:Mail:
ufukselen@ufukselen.comWeb :
www.ufukselen.com