05.09.2010
01.08.2003
tarihinden itibaren
ziyaretçi sayısı
913312



MALKARA
 Anket
01.08.2010 - 05.09.2010
Anayasanın bazı maddelerinde öngörülen değişiklik için 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak referandumda ne yönde oy kullanacaksınız?
Evet
Hayır
Boş Oy Vereceğim
Oy Vermeyeceğim
Kararsızım
Sonuçlar


KÖŞE YAZILARI
#Malkara’ya bir haller oluyor…
#Şizofren...
#Önsöz
#Annem
#Kopyala Yapıştır Hayatlar…
#Aşk Krizi
#Bu Biz Değiliz
#Umuda Gitti Kadın
#Bugün Kasımın 14 ü...
#Sana Nasihat Bana Mektup
#İyi Niyet…
#Malkara'da ŞŞŞ Şölen...
#Bilmelisin...
#Uzat Elini Hayata...
#Saat 07:45...
#Kelebeğin Dersi...
#Malkara'da Siyah-Set
#Aşkta Mola Olmaz
#Trakyalıyım Farklıyım
#Ya Bizi Kim Ayıplasın ?
#İçimden Yüzüne Karşı
#Gidende Haklıdır Kalan Kadar…
#İnanç Bunun Neresinde...?
#...Gülmeden Ölemem.
27.07.2010

Şizofren...

“Cebimde yoktu yüreğimden verdim.”



Şizofren bir kişiliğin temsilcisiydi. Yalanlarla kurduğu dünyasına herkesi inandırmayı kendine borç edinmişti. Etrafındakileri önce şizofren hastalıklarına inandırıyor sonrada tuzağına düşürdüğü yemlerine bir vahşi hayvan edasıyla sevinerek bakıyordu.

Yalanlarının tam ortasında bunu da oltaya düşürdüm sevincini yaşarken fark ettim onu. Farkındalığımın farkında olmadan yalandan kurduğu dünyasına beni de dahil etmeye çalışmasını izlemeye koyuldum. Şizofren hastalığının bile farkında olmadan kendini kendi yalanlarına inandırışını seyre daldım.

Olmayanı var kabul edişi, var olanı yokmuş gibi görüşü, hayalinde yaşadığını gerçekmiş gibi sürükleyişi ve olmadık yalanlara etrafındakileri köle edişi…

En yakınındaki eşi dostu yalandan üzülüşlerine kahrolurken, onun vurdumduymaz tavrıyla yalandan oynadığı rollere kendini inandırması, öne geçilmez bir sona zemin hazırlıyordu.

Cebinde kalmadığını anladıklarının yüreğine göz koyuyor ve yüreklerinden çalıyordu. Yüreklerini sömürdüğü insanları hiç düşünmeden hayatından çıkartabiliyordu. Sessizce insanların duygularını sömürüyor, başkaldıran insanlar olduğunda da yalanlarına bürünüyor ve ne kopartırsam kar düşüncesiyle taze yalanlarla kendini acındırıyordu.

Sessizliğimde ağlayan yalanlarını dinlerken en yakınlarından biri olmadığıma şükretmek payıma düşüyordu.
Sıkıştığında kendini kurtarmak için çığlık çığlığa savurduğu yalanlarının ortalığı kasıp kavurduğu bir günde, sıkıntılarını zemin bilip yine yalanlarla yürek sömürmeye başlamıştı ki sabrım taş olup çatlayı verdi tam orta yerinden. En acı çektiği, canın yandığı zamanlarda ona uzanan en yakın eli bile, kendine gelir gelmez ihanet etme çabasına girip unutan ve yüzü hiç kızarmadan yoldan çıkmış duygularını tatmine çalışan hastalıklı bir şizofren insan.

Varlığımın varlığını fark etmediğini sanıp, kendinden başka herkesi yalan dünyasına inandırmayı başarana söyleyecek sözlerim vardı. Herkese onun gerçek yüzünü gösterecek cesaretim vardı. Cebinizde kalmadığında bakın nasılda çaresizliğe bürünüp yüreğinizden alıyor görün ve bilin diyebilecek şahitlerim vardı. O kocaman bir yalan ve yalanlarla kurduğu dünyasına alıştığı için zora gelince sizi de içine çekiyor diye gösterebilecek resmi evraklarım vardı…
Karşısında geçtim ve tüm yalan hikâyelerini susturmak istercesine zavallısın sen diyen bakışımla, gözlerini gözbebeklerime kilitleyip,

- Sen dedim. Hayatında dürüst oldun mu hiç?

Ona tanıdık olmayan dürüstlük kelimesi hayatı boyunca ödeyemeyeceği veballeri bir yılan soğukluğunda dolandı boynuna. Başını önüne eğdi ve kandırdığı onca insanın hakları sırtına yüklendi. Yediği haklar sırtına o kadar ağır geldi ki ezilen bakışlarımın altında koca bir çınar gibi ayakta devrildi.

—Sen dedim. “Aklını sustur biraz. Deliliğe çevir kalbini. Her şeyi yeni baştan hatırlamak için, bildiğin bütün doğruları unut. Kendini korumak için, sana öğretilen her şeyi unut. Çıldırasıya unut! Hatta acı ver bedenine, kötü davran ona. Bütün beklentilerinle alay et. Umutlarını, basit, kötü, komik bir uçurtma yap. Sokak çocukları bile alay etsin seninle. Rezil et kendini, ona buna. Herkes senin aleyhinde konuşsun. Adını, yerlerden, çöplerden, unutulmuş mezarlardan topla...” Hakkını yediğin kulları bilmem ama belki o zaman Allah affeder seni, öyle çık yaratanın huzuruna.


Haftaya farklı bir konuyla görüşmek üzere...
Ufuk SELEN


E:Mail: ufukselen@ufukselen.com
Web : www.ufukselen.com

YAZARLAR
Emin BORAZAN
Zafer İLGÜN
Gökhan KOÇ
Ufuk SELEN
  Copyright © 2004